Renovanews Restorasyon ve Renovasyon sitesi-Kullanıcı Bilgileri
Renavasyon
       
 

 
 
 
 
 
Ana Sayfa > Kullanıcı Bilgileri >
Korozyon ve Binalar

Metal ve alaşımlarının çoğunlukla sulu ve gaz ortamlardan oluşan çevreleri ile girdikleri elektrokimyasal ve kimyasal tepkimeler sonucu uğradıkları hasar korozyon olarak adlandırılır.

Doğada en düşük enerji seviyelerinde bulunan metal cevheri; hammadde, enerji ve yoğun emek harcanarak oksitlerinden arındırılır ve insanların kullanımına sunulur. Bu enerji seviyeleri yükseltilmiş metallerin çevreleri ile reaksiyona girerek doğadaki durumlarına dönme süreci korozyon olarak adlandırılır. Korozyonun önlenmesi açısından üzerinde durulmaya değer çok önemli bir olgu vardır. O da, ilke ve kriterleri yeterince bilinen koruma yöntemlerinin isabetli seçimi ve başarı ile uygulanmaları halinde korozyon kayıplarının küçümsenmeyecek ölçülerde azaltılabileceği gerçeğidir. Korozyondan korunma yöntemlerini iyi tanımak ve bunlar arasından en uygun olanını seçerek kurallara uygun şekilde uygulamak etkin bir koruyucu bakım anlamındadır. Korozyon, endüstrinin temel sorunu olarak gün geçtikçe önem kazanmakta ve korozyonla savaş kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmektedir; ancak korozyonun, metallerin doğada bulunan en düşük enerji seviyelerine dönme isteğinin sonucu oluşan doğal bir olay olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Korozyonu tam olarak yok etmek mümkün değildir. Korozyonla mücadelenin amacı, koruyucu önlemler alarak her türlü yapının işletme ömrünü mümkün olduğunca arttırmaktır.

Korozyon yavaş seyreden bir olaydır. Bu nedenle, zararlı sonuçlarının ortaya çıkması uzun zaman alır. Bu olgu, metalik yapıların tasarımında korozyonun gözardı edilmesinin başlıca nedenidir. Gerçekte, korozyon sanayide yatırım ve üretim maliyetlerini belirleyen başlıca etmenlerdendir. Bazı tahminlere göre, korozyonun bir ulusa maliyeti gayri safi milli hasılanın % 3.5-5.0'ine ulaşmaktadır. Türkiye için bu değerin % 4.5 'dan daha az olmadığına ilişkin tahminler vardır. Çevre kirliliği ve emniyet ile ilgili endişelerin giderek arttığı günümüzde, bilim adamları ve mühendislere düşen görev korozyonun etkin kontrolünü sağlayacak teknikleri geliştirip uygulamaktır.

Günümüzde yaşanan en önemli sorunlardan biri, korozyon ve doğurduğu sonuçlar hakkındaki bilgi yetersizliğinin endişe verici boyutta sürüp gitmesidir.Bu durumun düzeltilmesi gündemimizdeki en önemli konu olmalıdır. Açıktır ki, korozyona karşı verilecek uğraş, üniversiteler, endüstri, devlet ve sivil toplum örgütlerinin yer aldığı uyumlu bir yaklaşım içinde başarıya ulaşabilir.

Betonarme yapılarda özellikle donatılar korozyon etkisine maruz kalabilmektedir. Donatıda meydana gelen korozyon sonucu önemli kesit kayıplarının yanında donatı-beton aderansı da zamanla yok olmaktadır. Bunun sonucu bir bütün olarak çalışması gereken donatı ve beton birbirinden farklı davranmaya başlamaktadır. Taşıyıcı elemanlarda donatı korozyonu sonucu oluşan aderans düşüklükleri nedeni ile zamanla yapının taşıma gücünde önemli ölçüde azalma beklenebilir.

Beton içine su sızarsa, beton hazırlanmasında kullanılan katkı maddeleri ve zemin suyu içinde çözülmüş halde bulunan sülfat ve tuzlar betonarme sistemi yıpratmaya başlar (korozyon). Bunun sonucunda da beton içindeki donatılar paslanır ve korozyona uğrar.Temeli etkileyen bu su zaman içinde betonu kimyasal olarak etki ederek dayanımın azalmasına neden olur.

Belirttiğimiz bu durumlar sonucunda yapıda şu sonuçları görürüz.
1. Betonarme temel içindeki demir donatısının korozyonu sonucu donatının kesit alanı küçülür ve yapının dayanımı azalır.
2. Donatının korozyonu sonucunda pas artar. Yeterli pas payının bırakılmadığı kesitlerde betonun patlamasına neden olur. Betonun patlamasıyla paslanma artacağından yapının dayanımı zaman içinde azalır.
3. Su içinde bulunan kimyasal maddeler betonun yapısında bozulmalara neden olur. Betonun kalitesinin düşmesi sonucunda donatı ile betonun birbirinden ayrılmasına neden olur.

Korozyonun Oluşum Nedenleri

Betonarme yapılarda donatı korozyonu iki şekilde başlayabilmektedir [1].

  • Betonarme elemanlardaki pas payı betonun yeterli geçirimsizliğe sahip olmaması nedeniyle karbonatlaşarak bazikliğini yitirmesi, böylece koruyucu tabakanın bozulması sonucu donatının korozyona açık hale gelmesi durumunda,
  • Donatıda korozyon klor iyonlarının etkisi sonucu da meydana gelmektedir. Özellikle deniz kenarındaki yapılarda klor iyonları pas payını geçerek, donatıya ulaşabilmektedir.

Yukarıda verilen her iki durumda da korozyonun başlayabilmesi pas payı betonunun geçirimliliğine bağlıdır. Bu şekilde korozyona açık hale gelen donatıda, bu olayın sürebilmesi için gerekli olan iki etken oksijen ve nem de yine pas payı betonunu aşarak donatıya ulaşmaktadır. Bu durumda korozyon açısından betonun geçirimsizliğinin önemi ortaya çıkmaktadır.



Referans : Yalıtım

Okurun Katkısı

“Yukarıdaki içeriğe yapacağınız görsel/metinsel katkıları diğer okurlarla paylaşabilirsiniz. Katkılar editör onayından sonra yayınlanmaktadır.”

Katkıda bulunmak için tıklayın.

 
 
Türkçe
İngilizce
Almanca

 
  © Copyright 2010 Akdeniz Tanıtım A.Ş.